YAYGIN (İNFORMAL) EĞİTİM BAĞLAMINDA İKİNCİ DİL EDİNİMİ

 

Mustafa ARSLAN

Assist. Prof. Dr.  İnternational Burch University, Education Faculty, Department of Turkish Language and Literature, Francuske revolucije bb.71210 Sarajevo-Bosnia and Herzegovina marslan@ibu.edu.ba / arislan66@hotmail.com

Hipnozla Hızlı ve Kolay İngilizce Öğrenme

Özet

 Bu çalışmanın amacı bireylerin yaygın (informal) eğitim bağlamında ikinci dili edinebilecekleri yöntemleri, uygulamaları ve etkinlikleri bir plan çerçevesinde açıklamaktır. Örgün eğitim ortamında bireyler genellikle uygulanan yanlış yöntemler veya diğer sebeplerle yabancı dil öğrenirken hayal kırıklığı yaşarlar ve onlarda yabancı dil edinmeye karşı bir kaygı, korku ve heyecan oluşur. Dolayısı ile bu psikolojiye sahip insanların formal eğitim çerçevesinde, öğretmen kontrolünde ve sınıf ortamında yabancı dil öğrenmeleri zordur. Konuyla ilgili kaynaklar incelenmiş ve bireylerin yaygın (informal) eğitim bağlamında endişelenmeden, motive olarak ikinci bir dili edinebilecekleri metotlar bir sistem kapsamında anlatılmıştır. Bu çalışmada ulaşılan sonuçlar yaygın (informal) eğitim bağlamında ikinci bir dili kendi kendine öğrenmek isteyenlere fikir vermesi bakımından önemlidir.

Giriş

Dilin ortaya çıkışı ilk insana dayandırılsa da dillerin ayrışmaları ancak belli bir zamana kadar bilinebilmektedir. Diller temeli bilinmeyen zamanlarda ortaya çıkmış, kendine has kuralları olan yapılardır. İlk insan Âdem’den itibaren insanlar tarafından iletişim ve etkileşim aracı olarak kullanılagelmektedir (İlhan 2005:155-160). Dillerin ortaya çıkışları ve farklılaşmalarının temeli bilinmemekle birlikte tarihi süreçte ilk ikinci dil ediniminin informal eğitim çerçevesinde gerçekleştiğini söylemek mümkündür.

Okullarda yapılan planlı, programlı, bir amaç doğrultusunda belirli bir mekânda uzman kişilerin danışmanlığında organize edilen etkinliklere formal eğitim denir. Plansız, programsız ve hayatın içerisinde kendiliğinden gelişen eğitim şekline ise informal eğitim denir (Terzi vd. 2003:4-5). İkinci dil edinimi formal olarak teorik anlamda okulda başlasa da uygulaması informal eğitim bağlamında okul dışında, çevrede gerçekleşmektedir. Yabancı dil öğreniminde okuldaki kadar okul dışı etkinlikler de önemlidir. Örgün eğitim bireyleri hayata hazırlarken yaygın eğitim ise hayatın kendisidir. Yabancı dil eğitiminde ortam hayatla iç içe olmalıdır. Yabancı dil eğitim ortamının gerçek hayatla benzerlik göstermesi birey başarısını artıran en önemli etkenlerden biridir.

Yabancı dil edinimi okulda sınıf ortamında olabileceği gibi, evde, sokakta, iş yerinde, yolculukta, bahçede veya bir dinlenme merkezi gibi sosyal ortamlarda da gerçekleşebilir. Yabancı dil edinimi önceden düzenlenmiş formal ortamlarda planlı, programlı, organize ve öğrenici tarafından istenerek gerçekleşir. Bazen de ikinci dil öğrenimi kişinin bulunduğu herhangi bir informal ortamda farkına varmadan olayları veya nesneleri görerek, duyarak, dokunarak, hissederek ve yaşayarak gerçekleşir (MEB 2009:4). İkinci dil ediniminde formal ortamların etkisi kadar informal ortamların etkisi de önemlidir.

İkinci dil edinimi kuramları araştırmalarının neticeleri dil öğrenme süreçlerine ait farklı görüşler ortaya koyarlar (Cook 2001:6). İkinci dili edinen-öğrenen adayların isteklendirilmesi, eğilimleri, öğrenme stratejileri, öğrenme biçemleri, yaş ve zeka gibi ayırt edici özellikleri, yabancı dil öğretim araçlarının niteliklerini de belirlemektedir (Peçenek 2005:87). Bu sebeple dünyada yabancı dil öğretiminde okul dışında bireylerin kendi başlarına yabancı dili pekiştirebilecekleri materyale gereksinim duyulmaktadır.

Yabancı dil ediniminde sadece belli uyaranlarla yapılan uygulamalar tek başına yeterli değildir. Bireyin tüm duyu organlarına hitap edebilecek etkinliklere, yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Albert Mehrabian, yaptığı araştırmada bedenin %55, sesin %38, sözcüklerin %7 oranında iletişimi etkiliği sonucuna varmıştır. (Ergin 2005:129). Bu durumda bireylerin yabancı dili yaparak yaşayarak öğrenecekleri informal uygulamalara gereksinimleri söz konusudur.

Öğrenmeye etki eden üç temel faktör vardır. Bunlar: öğrenenle ilgili faktörler, öğrenme yöntemiyle ilgili faktörler ve öğrenme malzemesiyle ilgili faktörlerdir (Seven vd. 2008:211). İkinci dil öğretimine doğrudan etki eden bu faktörlerin informal eğitim boyutu dikkatlerden kaçmamalıdır.

Küreselleşmeyle birlikte toplumlar arasında sıkı bir iletişim başlamıştır. Teknolojik araçlar toplumlar arasındaki mesafeyi kısaltmış toplumları çeşitli nedenlerden dolayı birbirlerine yaklaştırmıştır. Ülkelerin, uluslararası ilişkiler, sosyal, siyasal, ekonomik, eğitim ve kültür alanlarda daha ileriye gitmek için yabancı dil bilen insanlara ihtiyacı gündeme gelmiştir. Ancak modern dünyanın yetişkinleri, formal eğitimle ikinci dili edinirken büyük hayal kırıklığı yaşamış ve ikinci dil edinimi onlarda bir korku haline gelmiştir. Dünyada binlerce yetişkin bu nedenle ikinci yabancı dil öğrenmek için formal eğitim dışındaki yollara başvurmaktadırlar. Hatta durumu nakte çevirmek isteyen fırsatçılar iki haftada kendi kendine İngilizce öğrenebilme setleri hazırlamışlardır.

Bireylerin yabancı dil öğrenme fobilerini yaygın eğitim kapsamında otonom öğrenme ile de çözmek mümkündür. Holec’e göre (1990) otonom öğrenme, öğrencinin öğretmenden bağımsız çalışması anlamlına gelmektedir.  Buradaki bağımsızlık sözcüğünü bireyin gönlünce, özgürce ve informal bir şekilde yabancı dili edinmesi şeklinde yorumlamak gerekir (Aydoğdu 2009:69). Bireyler okula gitmeden, öğretmene ihtiyaç duymadan, kendi kendilerine, geliştirdikleri yöntem ve materyallerle ikinci dili edinebilirler.

Yabancı dil öğretiminde motivasyonu sağlama, bireylere cesaret ve güven verme, başarabildiğine inandırma, olumlu davranışları pekiştirme bireyleri isteklendirmek için önemlidir (Öztürk 2004:5). Ancak bireyler yabancı dil edinmeye karşı okulda yaşadıkları olumsuzluklar sebebiyle ikinci dil öğrenmeye karşı motivasyonlarını kaybederler. Onların artık sınıf ortamında ikinci bir dili edinmeleri zordur. Bu amaçla yaygın eğitim (informal) bağlamında bireylerin ikinci dili edinebilecekleri yöntemler aşağıdaki ana başlıklar altında toplanarak açıklanmıştır.

1.Televizyon yayınları yardımıyla informal bağlamda ikinci dil edinimi

2.Bilgisayar ve İnternet yardımıyla informal bağlamda ikinci dil edinimi

3.Okul öncesi çağda informal bağlamda ikinci dil ediniminin sağlanması

4.Yaparak-yaşayarak informal eğitim bağlamında ikinci dil edinimi

1.Televizyon yayınları yardımıyla informal bağlamda ikinci dil edinimi

Yabancı dil öğretimi okulda ya da kursta öğrenilen bilgilerle kalmamalıdır. İnsanın tüm gelişim evreleri boyunca yabancı dil öğretimi sürdürülmelidir. Yabancı dil öğretimi hayatın tüm evrelerinde devam ettirilmelidir. Bireyler yaşam boyu formal olarak yabancı dil öğrenemeyeceklerine göre ancak informal eğitim çerçevesinde bunu gerçekleştirebilirler. Bunu da ancak insanların her gün isteyerek, dinlenerek yaptıkları alışkanlıklarla ilişkilendirerek gerçekleştirmek mümkündür. Örneğin insanların her gün yaptıkları en önemli uğraşılardan biri televizyon seyretme alışkanlığıdır. Bu alışkanlık informal eğitim açısından yabancı dil öğretiminde değerlendirilmelidir.

İnformal eğitim kapsamında incelenen bu konunun temelini ülkelerde özel, devlet ve uluslararası televizyon yayınıcılığı yapan kanallardaki yabancı programların (genellikle İngilizce olmakta) orijinal sesiyle verilmesine dayanmaktadır. Yabancı yayınlara para ve zaman harcayarak dublaj yapmaktansa orijinal sesiyle verilerek bireylerin yabancı dildeki kelime ve cümleleri işitmeleri ve görüntü yardımıyla anlamaları sağlanmalıdır. Anadil ise alt yazı olarak verilmelidir. Böylece dünyada bireylerin yüksek olan televizyon seyretme alışkanlıkları informal eğitim çerçevesinde değerlendirilerek yabancı dil edinmelerine yardımcı olacaktır. Bireyler, belli bir zaman sonra yabancı dildeki benzer kelime ve cümleleri defalarca duyarak, tekrar ederek kendi kendilerine yabancı dili anlaşabilecek kadar edinebilirler.

2009 yılında Ediametrie şirketine ait Eurodata TV Worldwide tarafından 89 ülkede yapılan araştırmaya göre dünyada televizyon izleme oranı günlük ortalama 3 saat 12 dakika olarak saptanmıştır (Anadolu Ajansı 2010). İnsanların bu kadar zaman ayırdıkları televizyon seyretme alışkanlıklarını informal eğitim bağlamında ikinci dil ediniminde değerlendirmeleri mümkündür. Bu kapsamda konuyu açıklamak için Bosna Hersek güzel bir örnektir.

Bosna Hersek sokaklarında herhangi bir insanla anlaşabilecek kadar İngilizce iletişim kurmak mümkündür. Bosna Hersek televizyonlarında yabancı programlara Boşnakça dublaj yapılmaz. Filmler, diziler, belgeseller orijinal sesiyle (genellikle İngilizce olmakta) yayınlanmaktadır. Boşnakça ancak alt yazı olarak verilmektedir. Bosna Hersek iklim gereği sürekli yağış alan bir ülke olmakla insanlar zamanlarının çoğunu evlerinde televizyon başında geçirmektedirler. Televizyonda yabancı programları İngilizce izleyip seyrettikleri için insanlarda artık İngilizce günlük konuşma dili bir alışkanlık haline gelmiştir. İngilizce aynı cümle ve kelimeleri farklı programlarda defalarca duyarak, görerek artık bu dili informal bir şekilde belli bir seviyede öğrenmişlerdir.

Littlewood, dil öğrenimin daha kolay gerçekleştiği bir dönemden bahseder (çocukluk dönemi içerisinde) ve bu dönemin ergenlik çağında yavaşladığına vurgu yapar. Ayrıca yetişkinlerin doğal öğrenme kapasitelerini yitirdiklerini ve dil öğrenmenin yapay bir süreç haline geldiğini belirtir (Mirici 2001:39). Yabancı dilde yayınlanan televizyon programları bağlamında hem yetişkinler hem de çocuklar kendi kendilerine yabancı dil becerilerini geliştirebilirler. Yabancı dilde yayınlanan çizgi filmler, diziler, reklamlar, haberler, belgeseller vb. televizyon programları vasıtasıyla insanlar bir yabancı dili farkında olmadan öğrenmeleri mümkündür. Yabancı dilde televizyon programları hem yetişkinlierin hem de çocukların ikinci bir dili edinebilecekleri doğal bir yöntemdir.

İngilizce bugün insanlar arasındaki en yaygın iletişim dilidir. Dünyada  e-mail’lerin %70’i, bilgisayar verilerinin %80’i ve bilgilendirme işlemlerinin %85’i İngilizce ile yapılmaktadır (Arıbaş ve Tok 2008:207). Elliden fazla ülkede İngilizce resmi dildir. Uluslararası organizasyonların %85’inin resmi dili yine İngilizcedir (Alptekin 2005). Bununla birlikte uluslararası televizyon yayınlarının ve programlarının dili de çoğunlukla İngilizcedir. İnformal olarak bireylerin televizyon gibi iletişim araçları yardımıyla İngilizce öğrenme olasılıkları çok yüksektir.

Televizyonun insanda bağımlılık yapma özelliği dikkatlerden kaçmamalıdır. Bireyler yabancı dilde televizyon yayınları ile ulaşmak istediği amacı unutursa, televizyonun ögretim aracı olma işlevi ortadan kalkar, kıvrak düşünen akıl pasif, tembel bir duruma gelir. Böylece dil öğrenici bir televizyon bağımlısı haline gelebilir (Willis 1983:53). Bireylerde televizyon seyrederek yabancı dil öğrenme bir saplantı haline gelmemeli tabi süreçte kendiliğinden gelişmelidir.

Televizyon reklâmları, öğrencilerin çoğu zaman fazla resmi olan sınıf dilinden uzaklaşmalarına ve dışarıda konuşulan doğal dile alışmalarına yardımcı olmaktadır. Böylece, öğrenciler çoğunlukla ders kitaplarında olmayan, akılda kalır bir şekilde sunulmuş, yeni kelimelerle dolu, değişik konuşanların seslerini, aksanlarını ve ağızlarını duyma şansını elde etmiş olurlar (Akpınar ve Aydın 2009:102). Televizyon reklamları yabancı dil öğrenenlerin en çok ilgilerini çeken yayınlardır. Bu bağlamda yabancı dil öğretimine yönelik olarak televizyon reklamları yabancı dil öğretiminin seviyelerine göre düzenlenerek informal eğitim kapsamında değerlendirilebilir.

2.Bilgisayar ve İnternet yardımıyla informal bağlamda ikinci dil edinimi

Geleneksel yabancı dil öğretimi günümüze kadar dilin kurallarının öğretilmesi şeklinde yapılmaktaydı  (Demircan 2002). Yabancı dil öğretiminde yeni yöntemler ve teknolojik eğitim araçlarının geliştirilmesiyle eski yabancı dil öğretim metotları geri planda kalmıştır. Bu bağlamda teknolojinin insanın hizmetine sunduğu en önemli raçlardan biri bilgisayardır.

İnsan hayatına aktif olarak hükmeden teknolojiyi daima kullanmaya devam edecektir. İnsanlar teknoloji sayesinde yaratıcılığa yönelik imkânlarını yeniden şekillendirmekte ve yeniden düzenlemektedir. Teknik araç ve gereçler yardımıyla iradesini, bireysel varlığını, bununla birlikte özgürlüğünü kuvvetlendirmektedir (Şimşek 2009:156). İkinci dil ediniminde teknolojinin en önemli ürünlerinden biri olan bilgisayar bireylerin kendi kendilerine bir yabancı dili öğrenmelerine yardımcı olabilecek en etkili araçlardan biridir.

Yabancı dil öğretiminde eskiden beri kullanılan dil laboratuarı, kapalı devre televizyon, video gibi teknolojik araçlar halkasına bilgisayarlar da eklenmiş ve çok etkili olarak öğrenme-öğretme sürecinde kullanılmaya başlamıştır. Bilgisayarın video ile birlikte kullanılması yabancı dil ediniminde daha etkin bir yöntem olduğu anlaşılmaktadır (Türker 1989:299). Bireyler bilgisayar yardımıyla çoklu (multimedya) ortamda yani hem görsel hem işitsel olarak yabancı dili kendi kendilerine edinirler. İnsanlar bir dil okuluna ya da dil kursuna gitmeden de bilgisayarın sunduğu imkanlarla bir dili edinebilirler.

Eğitim teknolojileri alanında önemli bir yenilik olan uzaktan eğitim, eğitimdeki tüm sınırları ortadan kaldırarak informal öğrenmede yeni bir çığır açmıştır. Uzaktan eğitim isteyene, istediği yaşta, istediği yer ve zamanda, istediği hızla, istediği ortamı kullanarak kendi kendine öğrenme imkanı sunmaktadır. Uzaklık, zaman, yer, yaş, sosyo-ekonomik durum, fiziksel engelli olma, vb. gibi durumlar uzaktan eğitimi ve yaşam boyu öğrenmeyi zorunlu kılmaktadır (Adıyaman 2002:92).

Bilgisayarın yabancı dili dinleme, konuşma, görme gibi etkileşimli ortamlarda öğretme özelliğinin olması ikinci dil edinenlere kendi başlarına yabancı bir dili öğrenme imkanı sunmaktadır. Yabancı dil öğrenicisi ile bilgisayar arasında iki yönlü etkileşim kurularak informal anlamda ikinci dil edinimi gerçekleşmiş olur. Bu tür teknolojiler bireylerin kendi kendilerine yabancı dil öğreniminde dinleme, konuşma ve telaffuz becerilerinin gelişmesine yardımcı olur.

Bilgisayar destekli yabancı dil uygulamaları, geleneksel öğretimin sınırlılıklarını ortadan kaldırarak öğrencilerin bireysel öğrenme gereksinimlerini karşılamayı ve öğrenme yaşantılarını zenginleştirmeyi amaçlamaktadır (Ateş vd. 2006:97-112). Yabancı dil öğrenimine yönelik olarak öğrenci motive olduğu, istediği program kapsamında bilgisayarda kendi kendine yabancı dil becerisini geliştirebilir. Bilgisayar ortamında yabancı dil öğrenenler hata yaptıklarında kendilerini takip eden birilerinin olmadığı bilincinde oldukları için rahat davranırlar.

Bilgisayarın görsel ve işitsel etkisi çocukların dikkatini bilgisayar üzerine yoğunlaştırmaktadır. Ekranda çıkan şekiller, yazılar ve farklı imajlar çocuğun görsel uyaranlarını sürekli harekete geçirmektedir. Çocuk için ilgi çekici bir araç olan bilgisayarla yabancı dil öğretimi, çocuğun oyun içinde dili öğrenmesini sağlayabilir. Çocuklar bilgisayarın belli tuşlarını kullanarak, ekranda görüntülerini değiştirerek, farklı şekiller, sonuçlar elde ederler (Arıcı ve Demir 2009). Örneğin bilgisayardan gelen yabancı dildeki sayıların sesini işiten çocuk ekranda duran rakamla doğru sesi eşleştirir. Çocuklar bilgisayarda oyun ortamında yabancı dili eğlenerek edinirler. Hatta yabancı dildeki animasyon çizgi filmleri çocukların bilgisayarda defalarca seyreden çocukların zamanla çizgi filmde geçen yabancı komutları kendi kendine oynarken de kullandığı görülmektedir.

Bilgisayarla birlikte internet üzerinden de ikinci dil edinimi üzerine yeni yöntemler, programlar geliştirilmektedir. Hızlı internet bağlantılarıyla özgün kaynaklara ulaşım olanağı sağlanmakta ve adaylar öğrenilen dili anadil olarak konuşan insanlarla bir araya getirilmektedir (CALICO 2001). İnternet ortamında bireyler edindikleri ikinci dili doğal ortamlara yakın bir şekilde pratik etme imkanı bulmaktadırlar.

Uzaktan eğitim ve bireysel öğrenme alanında kullanılan internet teknolojisi yabancı dil öğretiminde pek çok uygulamaya imkan tanır. İnternet, yabancı dil öğrenenler için o dili konuşan insanlarla iletişim kurup, pratik yapabilme ve değişik türdeki etkinliklere olanak sağlaması bakımından yabancı dil öğrenimi için iyi bir eğitim teknolojisidir (Kartal 2005:236). Bireyler edinmekte oldukları dili internet sayesinde istedikleri zaman pratik etme olanağı bulurlar.

İnternet teknolojisi ile bir dilden başka bir dile tercüme yapmak da artık çok kolay hale gelmiştir. Bu anlamda İnternet üzerinden hizmet veren birçok tercüme program vardır. Google arama motorunun çeviri programı buna en güzel örneklerden biridir (http://translate.google.com). Ayrıca bu çeviri programları sözlük görevi de yapmaktadırlar. Yabancı dildeki bir sözcüğün veya kelime gurubunun anlamına anında ulaşmak mümkündür. Her ne kadar bu tercüme programlarının aslı kelime tercümesine dayansa da yabancı dil öğrenenlerin işini çok kolaylaştırmaktadır.

Bugün yabancı dil öğretimi üzerine özellikle İngilizce için programlanmış yüzlerce Web sayfasından söz etmek mümkündür. Bu Web siteleri daha çok görsel ve işitsel duyular üzerine dayandırılmış etkinlikler içermektedirler. Yabancı dil öğrenen bireyin dinleme, anlama, telaffuz ve okuma becerilerini geliştirmeye yönelik bu Web siteleri kendi kendine yabancı dil öğrenmek isteyenler için idealdir. İnternet üzerinden girilebilen bu Web siteleri çocukların yabancı dil ediniminde de önemlidir. Özellikle görsel efektli ve oyun eksenli yabancı dil öğretimine yönelik Web siteleri çocukların ilgisini çok çekmektedir. Ancak yabancı dil öğretiminde bu Web sayfalarının konuşma ve yazma becerilerini  geliştirmeye yönelik yetersiz kaldığı dikkatlerden kaçmamaktadır.

3.Okul öncesi çağda informal bağlamda ikinci dil ediniminin sağlanması

Toplumlar çağa ayak uydurmak için siyasal, ekonomik, teknik, bilimsel ve eğitim alanlarında diğer dünya toplumlarıyla bilgi alış verişine girmişlerdir. Bu alış verişin en doğal aracı ise  yabancı dillerdir. Bir yabancı dili en iyi şekilde öğrenmek ise ancak erken yaşta, ana okulunda işe başlamakla mümkündür (Aslan 2008:4). Okul öncesinde çocuklar ikinci dili yine anadili öğrenme mantığında edinirler. Çocukların anadillerini öğrenme şekli informal öğrenmeye daha yakındır. Bu sebeple erken yaşta çocukların ikinci dili edinmeleri informal eğitim kapsamındaki etkinliklere dayandırılmalıdır.

İ.Ö. 2. asırda Romalılar  ikinci dil olarak Grekçe (Yunanca) öğrenirlerdi. Bu öğrenme süreci informal bir şekilde gerçekleşirdi. Romalı çocukları küçük yaşlarda Yunanca bilen bir köle ya da bakıcı yetiştirirdi. Romalı çocuklar okul çağına gelmeden Grekçeyi öğrenirlerdi (Susüzer 2006:7). Benzer şekilde günümüzde yurt dışında çalışan bireylerin çocukları, bakıcıları vasıtasıyla veya çevrenin etkisiyle bulundukları ülkenin dillerini okula gitmeden edinmektedirler. Hatta anne-baba o ülkede konuşulan dili öğrenmek için kurslara başvuruken çocuklar hiçbir eğitim almadan o dili konuşmaya başlarlar.

Amerika’ya göç eden çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre 1-6 yaş arasındaki çocukların %68’inin dili aksansız konuştuğu tespit edilmiştir. 10-13 yaş arasındaki çocukların ise %7’sinin aksansız konuştuğu saptanmıştır. 3-7 yaş arası çocukların edinilen dilin daha çok fonetik özellikleri üzerinde durdukları görülmüştür (Cedden 1995:29-35). Okul öncesi çocuklar edinilen ikinci dili daha doğru telaffuz ederek öğrenmektedirler.

İnsanlar doğuştan konuşma yeteneğine sahiptirler ve dünyaya gelen her normal çocuk  yaşamaya başladığı toplumun dilini taklit yoluyla edinmeye başlar. Çocuklar genellikle ikinci dili de aynı mantıkla yani taklit ederek edinirler. Çevrelerinden duydukları yabancı dildeki sözcüklerin anlamlarını sezebilseler de kimi zaman anadildeki karşılıklarını söyleyemeyebilirler. Dil becerisi gelişen çocuklar zamanla anadili ve ikinci dil arasındaki farkı kavramaya başlarlar. Okul öncesi çocuklar aynı anda birden çok dili edinebilirler.

Çocuklara yabancı dil eğitim teknolojilerine paralel olarak oyun, şarkı, tekerleme gibi doğal yöntemlerle öğretilmelidir. Çocuklarda oyun ile yabancı dil öğretimi dinleme, taklit etme, kavram oluşumu gibi dil gelişiminin temelini oluşturan becerilerin gelişmesini sağlar (İlter ve Er 2007:21-22). Çocuklar yabancı dil öğretiminde, soyut düşünme dönemine henüz geçmedikleri için görsel, işitsel ve etkileşime dayalı araçlara ve tekniklere mümkün olduğunca fazla yer verilmelidir (Aslanargun ve Süngü 2006:126-142). Oyun çağında olan çocuklar için bu yöntemler ancak informal eğitim çerçevesinde uygulanabilir.

Çocukların beyinlerindeki dil gelişimi iki yaşında başlar ve bu gelişim ergenlik dönemine kadar devam eder. Eğer çocuklar bu dönemde yabancı dil öğrenmeye başlarsa yabancı dili de anadili gibi rahatlıkla öğrenebilirler (Krashen 1973a). Çocukların beyin gelişimi 2-5 yaş arasındadır ve 6 yaşında bu süreç tamamlanır. Çocuktaki dilsel bilinç bu yaşlarda yoğundur. Doğal ortamda yapılan yabancı dil öğretimi çocuk psikolojisine ve gelişimine uygun hazırlanabilirse çocuklar bu yaşlarda çok daha kolay dil öğrenebilirler. Doğru yapılandırılmış bir dil eğitimi çocuğun zihinsel gelişimine olumlu etki eder (Akdoğan 2004:97-104).

Okul öncesi çocuklar edinmekte oldukları yabancı dili analiz edemezler, dokundukları, gördükleri somut olayları ve nesneleri algılayabilirler. Öğrenme sürecine dinleme becerisi ile başlarlar sonra sırasıyla konuşma, okuma ve yazma ile devam ederler. Çok zengin bir düş gücüne sahiptirler, kısa zamanda yaptıkları etkinliklerden sıkılırlar, sürekli tekrara gereksinim duyarlar. Anımsamaları için ilginç ve akılda kalıcı materyallere gereksinim duyarlar, paylaşma ve iş birliğini öğrendikleri etkinlikleri severler. Çocukların bu özellikleri dikkate alınırsa, erken yaşta yabancı dil öğrenimine başlamak; sosyal, fiziksel, ruhsal, psikolojik ve zihinsel gelişimlerini etkili bir biçimde hızlandıracaktır (MEB Tebliğler Dergisi 2000). Çocukların yabancı dil öğrenmeleri formal eğitim kapsamında programlansa da uygulamalar informal eğitim bağlamında olmalıdır.

4.Yaparak-yaşayarak informal eğitim bağlamında ikinci dil edinimi

Öğrenme stratejilerinde örgenciler bilgiyi almak, işlemek, kullanmak için kendilerince yöntemler geliştirirler. Öğrenciler bilgiyi nasıl işleyeceklerine kendileri karar verirler ve etkin olarak bu şekilde öğrenirler (Mayer 1989:46). Öğrenci okulda öğretmenin ya da kitaptaki yöntemlerle bir yabancı dili öğrenmek zorunda olsa da evde bu yabancı dili kendi anlayabileceği şekilde kendi yöntemleriyle çalışmaktadır. Bu sebeple öğrencilere ikinci dil ediniminde evde kendi metotlarıyla konuyu tekrar edebilecekleri çeşitli ders materyalleri önerilmelidir.

İnformal eğitimle öğrenci görsel ve işitsel materyallerle oluşturulan ortamda öğrenmeye çalıştığı dili yalnızca yapısal olarak değil, aynı zamanda sosyo-kültürel olarak da öğrenmesi sağlanır. Öğrenci bu yardımcı araçlarla dilin iletişim ortamını tanıyacak, dinleme ve anlama becerisinin ediniminde gerekli olan doğru vurgulama, tonlama ve iletişime eşlik eden el, yüz, beden hareketlerini tanıyacaktır (Aktaş 2004:52).

Yabancı dil öğretim süreci planlanırken bireylerin dil öğrenme ihtiyacı, sosyal durumu, merak, yetenek ve öğrenme hızı, kültürel statüsü, yaşı, eğitim seviyesi dikkate alınmalıdır. Yabancı dil öğreticisi sınıf içinde zengin öğrenme ortamları sağladığı gibi öğrencilerine okul dışında da öğrencilerin kendi kendilerine dili kullanabilecekleri yöntemler öğretmelidir. (Akpınar ve Açık 2010:8). Yabancı dil öğrenirken insanların bireysel özelliklerinden dolayı okulda öğrenemediklerini okul dışında öğrenebilecekleri olanaklara kolayca ulaşmaları sağlanmalıdır.

Avrupa halkları, ikinci dili okullarda öğrenmiyorlar. Avrupa Birliği içinde sınırların kaldırılması, serbest dolaşım imkanı, birden fazla dilin öğrenilmesine yardımcı olmaktadır (Yüce 2005:85). Avrupa’da bireyler kendi ülkelerindeymiş gibi rahatlıkla başka bir Avrupa ülkesinde dolaşabilmekte ve o ülkenin dilini doğal ortamında yaparak yaşayarak öğrenebilmektedir. Avrupa dillerinin menşe, yapı olarak aynı kökten ve birbirine benziyor olması Avrupa halklarının birbirlerinin dillerini öğrenmelerini daha da kolaylaştırmaktadır.

Krashen (1973b) ikinci dil edinimi ile ikinci dil öğrenimi arasındaki farka dikkat çeker. Krashen’a göre ikinci dil edinimi dilin konuşulduğu mekanda, dil öğrenimi ise dilin derste öğretilmesi şeklinde gerçekleşir.  Bu durumda ikinci dil edinimi daha çok informal, ikinci dil öğrenimi ise formal yollarla gerçekleşir. İkinci dili bireylerin yaşayarak edinmeleri en doğal yöntemdir. Doğal ortamda edinilen dile ait mimikler, jestler, tonlamalar, telaffuzlar vb. doğru olarak öğrenilir. Yabancı dil ediniminde bireyler değerlendirme, sınav, not kaygısı olmadan ikinci dili edinmiş olurlar.

Yabancı dil eğitiminde dilbilgisi kurallarını veya kelime öğrenme gibi belli dil becerilerini geliştirmek yeterli değildir. Edinilen yabancı dil bilgisinin kalıcı ve aktif kullanılabilmesi öğrencinin bu bilgileri çoklu ve kompleks etkileşimsel deneyimlerle pekiştirmesine bağlıdır. Yabancı dil öğretiminde bireylere verilen teorik bilgiler informal eğitim kapsamında çok yönlü sosyal etkileşimlerle hayata geçirilmelidir (Yılmaz 2006:13). Bireyler seyirci olmamalı yapıp deneyerek hatta yanılarak ikinci dili edinmelidir.

Bir kültürü, toplumu, yaşam biçimlerini anlamak için o toplumun dilini öğrenmek gerekir (Özil 1991:96). Formal eğitim ortamlarında öğrenilen dilin kültürüne ait bilgiler teoriktir. Bu sebeple o dilin kültürel yapısını da öğrenmek isteyen bireyler tatmin olmazlar. Dolayısı ile ikinci dil informal ortamlarda edinildiğinde o dile ait canlı kültürde yaşanarak öğrenilir. Adaylar bir dili öğrenmek istedikleri kadar o dile ait kültürü de öğrenmek isterler. Bu onlarda bir heyecan, ilgi uyandırır. O dile ait yemekler, bayramlar, komşuluk ilişkileri, düğünler vb. bilmedikleri yaşam tarzları insanları meraklandırır.

Bir dili tam anlamıyla öğrenmek demek hem konuşma ve yazma gibi yaratıcı becerileri hem de dinleme ve okuma gibi edilgen becerileri kavramak, ayrıca o dilin konuşulduğu ülkenin kültürünü, yaşam ve hareket tarzlarını, davranış şekilleriyle birlikte o ülkenin insanlarıyla sözlü ve yazılı olarak iletişim kurmayı öğrenmek demek anlamına gelmektedir (Edmonson and House 1993: 82). Bireylerin öğrendiği yabancı dili her ortamda olabildiğince bağımsız, otonom ve yaratıcı bir biçimde kullanması informal eğitim çerçevesinde mümkündür.

Yabancı dil öğretiminde dilin dört temel özelliği olan işitme-anlama, konuşma, okuma ve yazma becerileri çeşitli etkinliklerle pekiştirilmeye çalışılır. Beceriye dayalı öğretimde yabancı dilin öğrenilmesi değil, sadece kullanılması amaçlanır (Hutchinson and Waters 1991:69-70). Dolayısı ile yabancı dil öğretiminde söz konusu dört temel becerinin geliştirilmesi informal eğitim bağlamında gerçekleştirilebilir. Bireyler bu becerilerin sağlanmasına yönelik yöntemleri kendileri geliştirirler.

Yabancı dil eğitimi, belli bir yaşta verilip bitirilmemeli hayat boyu devam etmelidir. Bireyin gelişme evreleri izlenmeli ve bütün öğrenim hayatı boyunca yabancı dil eğitimine devam etmesi sağlanmalıdır. Yabancı dil eğitimi sadece dil dersleriyle sınırlı kalmadan yaşam boyu hayatın her evresinde sürdürülmelidir  (Karababa 2005). Bu da ancak informal eğitim eksenli, bireyin kendi başına takip edebileceği etkinliklerle mümkündür. Örneğin yabancı dil becerisini daha da geliştirmek isteyen bir kişi dili ağır olan bir filmi seyrederek yabancı dilini geliştirebilir. Ya da bireyler ülkelerinde yayınlanan yabancı gazete ve dergileri takip ederek yabancı dil gelişimlerini sürdürebilir.

Öneriler

Dünyada bugün uygulanan yanlış yabancı dil öğretim yöntemleri sebebiyle yabancı dil öğrenebilme üzerine bir korku, bir yabancılaşma oluşmuştur. Toplumların ortak bir uğraşısı üzerinden herkesi kapsayacak şekilde ikinci edinimini en kısa yoldan çözmek gerekmektedir. Çanak anten ve kablolu televizyon yayınlarıyla bireylerin yabancı dildeki programları seyredip dinlemeleri sağlanabilir. Dünyada televizyon izleme oranının yüksek olması ve bu durumun informal eğitim bağlamında ikinci dil edinimi kapsamında değerlendirilmesi kaçınılmazdır.

Ülkelerde bulunan ulusal ve uluslararası yayın yaban özel ve devlet televizyonları yayınladıkları yabancı dizi, film, belgesel, yarışma gibi vb. programları orijinal diliyle  (genellikle İngilizce olmakta) yayınlayabilirler. Böylelikle televizyon yayıncılığı yapanların dublaj için hem zaman hem de maddi kayıpları ortadan kalkacaktır. Programlar, anadilde alt yazı olarak verilmelidir. Yabancı programları orjinal sesiyle işiten vatandaşlar görsel özelliği dolayısı ile anlamada da çoğunlukla bir problem yaşamayacaklardır. İngilizce olarak belli cümle kalıplarını, sözcükleri değişik televizyon programlarında defalarca duydukları için dil insanlarda artık bu bir alışkanlık haline gelecektir. Örneğin hello, good morning, see you, I’m hungary, enjoy eat, have good day vb. gibi günlük konuşmalar kendiliğinden öğrenilecektir.

İnformal eğitim kapsamında yabancı dil öğretiminde bilgisayar gibi görsel- işitsel ve interaktif özellikleri olan bir araçtan yararlanmak bireylerin ikinci dil edinimini kolaylaştırcaktır. Bu bakımdan ikinci dil edinecek adayların öğrenme şekillerine uygun farklı bilgisayar programları yazılmalıdır. Bilgisayar teknolojisinin sürekli gelişmesi yeni yabancı dil öğretim programlarının yazılmasını gerekli kılmaktadır. Yabancı dil öğretimine getirdiği kolaylıklar bakımından bilgisayar tabanlı yabancı dil öğretimi şimdi ve gelecekte sürekli desteklenmelidir.

Yabancı dil eğitimcileri dilin nerede, nasıl kullanılacağı, nasıl iletişim kurulacağı, dilden nasıl faydalanacağı konularında öğrencilerine danışmanlık yapmaları ve yabancı dilin onlarda bir alışkanlık bir refleks haline gelmesinde yardımcı olmaları gerekmektedir (Şahin 2009:157). Ayrıca öğretilen dille ilgili iş imkanları hakkında adaylara bilgi verilmelidir. Bu durum onları o dili öğrenmeye motive edecektir.

Öğretmen, öğrencilere edindikleri dili sınıf dışında kendi kendilerine nasıl kullanmaları gerektiğini örneklerle göstermelidir.  Öğrenilen dilde iletişim kurabilecekleri mektup arkadaşı, yabancı dil pratiğini geliştirecek televizyon programları, oyunlar, tiyatro çalışmaları ve şarkılar formal öğrenme dışında öğrencilerin kendi kendilerine yabancı dili pekiştirebilecekleri uygulamalar olarak sıralanabilir (Patricia, 1988:112-155).

Yabancı dil öğretim faaliyetleri dünyada kimi zaman anlaşılmaz bir tepkiyle karşılaşmaktadır. Birincisi çocukların kendi öz kültürlerini yitirmeleri, başkalarına benzeme tartışmalarıdır. İkincisi ise anadili yani anadilin elden gitmesi, yok olması endişesidir. Mutlaka bu çekinceler dikkate alınmalıdır ancak bu bir saplantı haline getirilmemelidir. Kültürlerarası edinç çalışmalarının giderek hızlandığı bu çağda bireyler çok kültürlü dünyada yaşamaya hazırlıklı olmalıdır (Gökmen 2005:77).

Aile katılımının sağlanmadığı bir eğitim ortamında okulun etkili olması zordur. Aile çocuğun informal eğitiminin gerçekleştirildiği, okullar ise çocuk ve gençlere formal eğitim olanaklarının sunulduğu kurumlardır. İkinci dil ediniminde amaca ulaşmak için bu formal ve informal eğitim süreçlerinin birbirleri ile örtüşmesi ve tutarlılık göstermeleri gerekmektedir. İkinci dil ediniminin gerçekleşmesi için öğrencinin içinde yaşadığı ailenin de okulda verilen formal eğitim sürecine katılması ve destek vermesi sağlanmalıdır (Uğur 2006:16-19).

Okulda çocuklar için yabancı dil öğretiminde izlenecek yöntemle, dışarıda yetişkinlere ve meslek gruplarına yönelik yabancı dil öğretiminde izlenecek yöntem aynı olamaz. Bütün bireylere standart bir öğretim yöntemiyle yabancı dil öğretilemez. Bireylerin öncelikle dil gereksinimleri belirlenmelidir (Uslu 2005:39). Bu aşamadan sonra ise yabancı dil edinme eğilimleri yani formal yolla mı ya da informal yolla mı dili öğreneceklerine karar verilmelidir.

Özellikle yetişkinler yabancı dil edinme sürecinde hata yapma kaygısı taşırlar. İkinci dil ediniminde hata yapma kaygısı üzerine araştırma yapan psikolog ve eğitim bilimciler, bu durumun yabancı dil öğreniminde adayları olumsuz etkilediğini belirtirler. İletişim kurma temeline dayanan yabancı dil öğreniminde gözlemlenen kaygı, öğrenci başarısını etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Yabancı dil öğreniminde kaygıya paralel olarak ortaya çıkan bir de utangaçlık duygusu vardır. Bunlar yabancı dilde iletişim kurmada, edinilen yabancı dili pratik etmede problem yaşarlar. Dolayısı ile yabancı dil ediniminde bu tür problemler yaşayanlara yönelik informal bağlamda yabancı dil öğrenme programları hazırlanmalıdır.

Kaynaklar:

Adıyaman, Z. (2002). Uzaktan Eğitim Yoluyla Yabancı Dil Öğretimi. The Turkish Online Journal of Educational Technology – TOJET,  October  volume 1 Issue 1 Article 11:92

Akdoğan, F. (2004). Yeni Projeler Işığında Erken Yaşta Yabancı Dil Öğretimi. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Dergisi,  2:97–109

Akpınar, M. and  Açık, F. (2010). Avrupa Dil Gelişim Dosyası Bağlamında Yabancılara Türkçe Öğretiminde Deyim ve Atasözlerinin Öğrenme–Öğretme Sürecine Aktarımı. III. Uluslararası Dünya Dili Türkçe Sempozyumu, Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir.

Aktaş,  T. (2004). Yabancı Dil Öğretiminde İletişimsel Yeti. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12:52

Anadolu Ajansı (2010). Ortalama 3 Saat Televizyon Başında Geçiyor. http://www.aa.com.tr/tr/ortalama-3-saat-tv-basinda-geciyor.html

Arıcı, N. And Demir, C. (2009). Okul Öncesi Çocukları İçin İngilizce Kelime Eğitim Programı. 5. Uluslararası İleri Teknolojiler Sempozyumu (IATS’09), 13–15 Mayıs. Karabük, Türkiye

Aslan, N. (2008). Dünyada Erken Yaşta Yabancı Dil Öğretimi Uygulamaları ve Türkiye’deki Durum. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 3 (35):4

Aslanargun, E. and Süngü, H. (2006). Yabancı Dil Öğretimi ve Etik. Millî Eğitim , (170). 126-142.

Ateş, A., Altunay, U., Altun, E. (2006). Bilgisayar Destekli İngilizce Öğretiminin Lise Hazırlık Öğrencilerinin İngilizceye ve Bilgisayara Karşı Tutumları Üzerindeki Etkileri. Egitimde Kuram ve Uygulama Journal of Theory and Practice in Education 2 (2): 97-112

Aydoğdu, C. (2009). Yabancı dil öğretiminde otonom öğrenme: neden ve nasıl? Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi The Journal of International Social Research Volume 2 (8): 69

Akpınar, B. And Aydın, K. (2009). Çok Duyulu (multisensory) Yabancı Dil Öğretimi. TUBAV Bilim Dergisi, 2 (1):99-106

CALICO (2001). Bilgisayar Destekli Dil Ögreniminde Bilimsel Çalısmalar: Geliştirme, Eğitbilimsel Yenilikler ve Araştırma [Online]. http://calico.org/CALL_document-Turkish.pdf (28 March 2011).

Cedden, G. E.(1995). İkinci Dil Ediniminde İçsel (Intern) Etkenler. TÖMER Dil Dergisi, 37:29-35

Cook, V. (2001). Second Language Learning and Language Teaching. 3. Print. London: Hodder Arnold.

Demircan, Ö. (2002). Yabancı Dil Öğretim Yöntemleri. İstanbul: Der Yayınları

Edmonson, W. and House, J. (1993). Einführung in die Sprachlehrforschung, Franke Verlag.

Tübingen, Basel

Ergin, A. And Birol, C. (2005). Eğitimde İletişim. Ankara: Anı Yayıncılık

Gökmen, M. E. (2005). Yabancı Dil Öğretiminde Kültürlerarası İletişimsel Edinç. Dil Dergisi (Language Journal), 128:77

Holec, H. (1990). Qu’est-ce qu’Apprendre à Apprendre. Mélanges Pédagogiques: 75-87 Hutchınsons, T. and Waters A. (1991). English For Specific Purposes. Great Britain: Cambridge University Press

Hutchınsons, T. and Waters A. (1991). English For Specific Purposes. Great Britain: Cambridge University Press

İlhan, N. (2005a), Çocukların Dil Edinimi, Gelişimi ve Dile Katkıları. Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Sayı, 13:155-160

İlter, B. and Er, S. (2007). Erken Yaşta Yabancı Dil Öğretimi Üzerine Veli ve Öğretmen Görüşleri. Kastamonu Eğitim Dergisi, 15(1): 21-30.

Karababa, C. (2005). Avrupa’da Anadili Öğretimi, (Türkçe ve İngilizce Anadili Ders Kitaplarının İncelenmesi ve Karşılaştırılması). Milli Eğitim Bakanlığı Dergisi, 167

Kartal, E. (2005). Çoklu-Ortamlı Yazılımların Fransızcanın Yabancı Dil Olarak Öğretimindeki Yeri ve İşlevleri. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi XVIII (2):236

Krashen, S. D. (1973a). Lateralization, Language Learning and Their Critical Period: Some New Evidence. Language Learning, 23: 63-74.

Krashen, S. D. (1973b). Lateralization, Language Learning and Their Critical Period: Some New Evidence. Language Learning, 23: 63-74.

Mayer, R. E. (1989). Comprehension Models. Review of Educational Research 59 (1) :44-63

MEB (2009). Milli Eğitim Bakanlığı. Hayat Boyu Öğrenme Strateji Belgesi.

MEB Tebliğler Dergisi (2000).Okul Öncesi Eğitim Kurumları ve İlköğretim Okulu Yabancı Dil Öğretim Etkinlikleri Programının Uygulanma Esasları, Karar Sayısı:32

Mirici, İ. H. (2001). Çocuklara Yabancı Dil Öğretimi. Ankara: Gazi Kitapevi

Özil, Ş. (1991). Dil ve Kültür, Çağdaş Kültürümüz, Olgular, Sorunlar. İstanbul: Cem Yayınları

Öztürk, Ö. K. (2004). Çocuklarda Yabancı Dil Öğrenmeye Karşı Olumlu Tutum Geliştirmede Sınıf Öğretmenine Pratik Öneriler. XIII. Ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı, 6-9 Temmuz, İnönü Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Malatya

Patricia A. and Richard A. (1988). Making It Happen. New York: Longman.

Peçenek, D. (2005). Yabancı Dil Öğretiminde Araç Geliştirme. TÖMER Dil Dergisi (Language Journal), 129:87

Seven, M. A. and Engin, A. O. (2008). Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12(2): 211

Susüzer, K. (2006). Oyun Yoluyla Fransızca Öğretimi. Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Fransız Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi

Şahin, Y. (2009). Yabancı Dil Öğretiminde Öğrenci Başarısını Olumsuz Yönde Etkileyen Unsurlar. Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, 13(1):157

Şimşek, C. (2009). Yaratıcı Düşünmeyi Öğretme ve Uygulamalarında Rusya Örneği. Akademik Araştırmalar Dergisi, 41:156

Terzi, A. R., Dönmez, B., Gürsoy, A. (2003). Öğretmenlik Mesleğine Giriş. Ankara: Ümit Ofset Matbaacılık

Tok, H., Arıbaş, S. (2008). Avrupa Birliğine Uyum Sürecinde Yabancı Dil Öğretimi. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 9 (15):207

Türker, F. (1989). Bilgisayar Destekli Yabancı Dil Öğretiminde Coursebuilder Programı ile İngilizce Dilbilgisi Yazılım Denemesi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi “Fen ve Yabancı Dil Öğretmenlerinin Yetiştirilmesi” Sempozyumu. 15- 16 Mayıs, Ankara

Uğur, O. A. (2006). Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Sınıf Yönetimi Yaklaşımları ve Karşılaştıkları Sorunlar Üzerine Bir Araştırma. Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Anabilim Dalı. Yüksek Lisans Tezi

Uslu, Z. (2005). Edimbilim ve Yabancı Dil Öğretimine Etkileri. TÖMER Dil Dergisi (Language Journal), 127:39

Willis, J. (1983). The Role of the Visual Element in Spoken Diseourse: Implaeations for the Exploitation of Video in EFL Classroom, in John MeGovern (ed.) Video Applications

Yılmaz, C. (2006). Beyin Odaklı Öğrenim ve Yabancı Dil Öğretimindeki Önemi. TÖMER Dil Dergisi, 134:13

Yüce, S. (2005). İletişim Ve Dil: Yöntemler, Avrupa Dil Portföyü Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi. Journal of Language and Linguistic Studies, Vol.1, No.1, April:85

 

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir